Kalbine İyi Bak




Bir mektup aldım birkaç gün önce. Onu tanıyan biri değilim, olmak da istemezdim herhalde. Zira nefretle beslenmiş bir kalbe sahipti ve bir insan, böyle bir kalple tanış olmayı ister mi dersiniz. İster belki de, bu kalbi onaracak gücü kendinde bulduğu vakit!

Çok güzel bir girişi vardı mektubun. Okurken ne de güzel sevmiş dedim. Sonra devam ettim okumaya ve ‘bu nasıl sevmek!’ dedim. Dedim çünkü sevmek insanı bu denli kötü birine dönüştüremez. Severken kalbinin nefrete ev sahipliği yapmasına imkan yok. Belli ki çok yanlış anlamış ,anlayamamış, sevmeyi. 
Sevmek, fedakarlıktır. 
Bencil olmamaktır.
Zor durumda bırakmamak karşındakini.
Olduğu gibi kabul etmek, değiştirmeye çalışmadan…
Bir yazımda bahsetmiştim sev-mek’ten;

“İnsan severken en güzelin rızasını gözetmeli daima. Bilincinde olmalı, yürekten hissetmeli. Öylesine gelişi güzel sevmemeli. Sevdim mi tam sevmeli, sevdiği şeyde O’nu görmeli. Değil midir ki Züleyha’nın sevmesi onlardan biri. Hidayet nasip oldu. Leyla ve Mecnun hakeza…Demek ki neymiş,
Rıza!”  


Velhasıl hiçbir zaman sevmemiş, sevdiğini sanmış arkadaş. 
Saygıyı da sevgiyi de hiç edip katmış nefretinin önüne. Hal böyle olunca mektubuna da yansımış öfkesi ve kini. Merak ediyorum, acaba sevdiği kişide ona karşı aynı duyguları mı besliyor diye. En önemlisi de sormak isterdim, nasıl yaşıyor içinde çığ gibi büyüyen nefretiyle? Pek mümkün olmasa gerek.

 Neden mi aldığım bu mektubu sizlere anlatıyorum? Çünkü görün istedim. Sevmelerimizi ne denli indirgediğimizi, nasıl yanlış anladığımızı ve nasıl da yanlış sevdiğimizi. İnşaAllah diyorum, sevmelerimiz tez vakitte gerçek anlamını bulur. İçi dolu, gösterişten uzak ve öylesine olmaktan sıyrılmış olarak…
Gerçek anlamından uzaklaşmış her sevmek insanı yıpratır ve yorar. Yorulan ve yıpranan her kalp ölür. Ölen kalp ise yalnızca kan pompalayan bir et parçasından ibaret olur. Nitekim Peygamberimiz Efendimizin de buyurduğu gibi;

Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur, bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalbdir.” 

Cânım okur, kalbine iyi bak!

Sevmelerimizin kalbimizi bozmayanından olması duası ile…
Ayşenur~

Dijital Mektuplaşma

Hoş geldin cânım okur,

Sizlere yeni keşfettiğim bir siteden bahsetmek için uğradım buralara. Çok sık ziyaret edemez oldum yine. Dünya telaşı… Buna rağmen burada kalmaya devam eden siz güzel insanlara çok teşekkür ediyorum. Sık sık uğramayı ihmal etmeyesiniz, yorumlarınızı da… Bu durum çokça mutlu ediyor zira.

Bahsini etmek istediğim şey Lettmess adında bir site. Dijital ortamda mektuplaşma imkanı sunan bir platform. Harika değil mi?! Aslına bakarsanız kağıtlara yazmak çok daha güzel. Ama birçok sebepten dolayı uğraşmak istemeyenler için de harika bir imkan. Kağıttı kalemdi bir de zarfa koyup postahanelerde uğraşması…Bunun yanında bir de “Karşımdakine nasıl güvenebilirim?” sorunsalı var. Siz bu güven ortamını sağlayana kadar bu dijital ortamı kullanabilirsiniz. Ve bir bakmışsınız elinizde kağıt kalem…

Eğer ilginizi çektiyse, buyrun tık tık
Üye olduktan sonra size bir pin veriliyor. Bu pinlerle mektup alıyor ve gönderiyorsunuz. Bilgileriniz karşı tarafa verilmiyor ki zaten üye olurken de yalnızca mail adresiniz isteniyor. Yalnız bir sıkıntı var. Sanırım, rastgele yazma kısmından yazarsanız eğer mektup yazacağınız kişinin erkek yahut kadın olmasını seçemiyorsunuz. Bu yüzden biraz araştırıp kendinize uygun gördüğünüz kriterde bir pin sahibi arkadaşa yaz kısmından yazabilirsiniz.

Bana da yazmak isterseniz eğer,
MESSPIN: 753487 
Bu pini kullanarak yaz kısmından bana da bir mektup gönderebilirsiniz 🙂