MİM / Yeni Bir Yıla Yaklaşırken






Sevgili  Her Çocuk Ayrı Bir Dünya bloğunun sahibesi Betül beni bir mim etkinliğine davet etmişti. Katılmak ve cevaplamak için bu kadar geç kaldığım için özür diliyorum cânım Betül ❤ 

Kısa ve öz iki soru hazırlamış. Kendisinin cevaplarını okumak için buyrun Tık-tık

Benim cevaplarım içinse buyrun,

Yeni yılda hayatınızla ilgili neleri düzene sokmak istersiniz?

Geride bırakmak üzere olduğumuz koskoca bir yıl var. Geçip giden. Öyle ya da böyle…
Geride kalan diğer tüm yıllar gibi. Herkes önceki yılı telafi etmek yahut geleceğini daha iyi geçirmek adına bir takım planlar ve programlar yapıyor. Bunların ne kadarını uygulayabildiğimiz hususuna değinmeyeceğim. Zira herkes için farklılık gösteren bir nokta bu. Buna binaen, hayatımla ilgili neleri düzene sokmak istiyorum diye düşündüğümde sadece birkaç mesele geldi aklıma. Çünkü ben de plan ve program yapıp pek de fazla uyamayanlardanım ne yazık ki! O birkaç meselenin ilki,

-Düzenli bir şekilde kitap okumaları yapmak
Roman değil, onun okumalarını her türlü yapıyorum çok şükür. Daha çok müstakil eser okumaları yapmak istiyorum. ( Tefsir, hadis ve fıkıh alanında ) Düzenli bir şekilde, plan ve program dahilinde, ve dahi istikrarlı…

Diğeri ise;
-Günlük tutmak,
Evet evet, bildiğiniz günlük tutmak. Hani küçükken çok büyük bir merak ve heyecanla yazdığımız o günlüklerden 🙂 Her gün bir satır da olsa yazmak istiyorum. İlerde okumak, anımsamak ve hatırlamak istiyorum. Hayatımın böyle bir düzenlemeye ihtiyacı var.

Hangi hayallerinizi gerçekleştirmek için adımlarda bulunursunuz ?

Bilenler bilir, Elifimin düzenlediği #20’denönce20 etkinliği dahilinde yirmi maddelik bir yapılacaklar listesi hazırlamıştım. -Bu arada hâlâ katılmayanlar varsa, buradan katılabilirsiniz. Hiçbir şey için geç değil.- 
Hazırladığım liste dahilindeki her şey hayalim aslında. Bunları gerçekleştirmek adına azimli adımlar atmak istiyorum. Bu azmi kendimde bulmak için de evvela yukarıda da bahsettiğim istikrarı elde etmem lazım. İşte benim adımlarım da bu yönde olacak inşaAllah. 

Güzel şeylerin ayağımıza geldiği çok olur. Lakin bizim onları görmediğimiz de…
Gelen yeni yılın getirdiği güzellikleri görebilmek duasıyla.
Sevgiler ~






İnsan, Hissettikleriyle İnsandır





Din ve duygu kavramlarını bir arada kullanmak mümkün müdür? Şayet mümkünse aralarındaki münasebet neye tekabül etmektedir?


Din, insandaki manevi değerler bütünüdür. Duygu ise duyularla algılama, duyumsama anlamlarına gelmektedir. Din duygusu bu algılamanın din üzerinde nasıl gerçekleştiğini gösteren en güzel ifadedir. Dini hissetmek, hissettiğini yaşamak, yaşadığını algılamak… Ana karnındaki serüvenini tamamlamış bir insanın girmiş olduğu bir döngüdür bu.


Din duygusu, insanda doğuştan vâr olan bir duygudur. Fıtrîdir. Mevcûd olan bu duygu hakiki manasına ulaşsın diye de Allah (c.c) kullarına akıl gibi bir nimet lutfetmiştir. Aklın bilinebilmesini kalp ve uzuvlardan sadır olan davranışlara bağlayan Haris El-Muhasibi, bu davranışların yokluğuyla da kimsenin akıllı olarak nitelenemeyeceğini ifade etmektedir. Bu bağlamda söz konusu olan “akıl” bildiğimizden farklı bir mana içermektedir. İçerisinde kalbi de barındıran bir hazinedir. Aklın kalp ile hemhâl olması neticesinde insandaki din duygusu hakiki manasına yaklaşmış olmaktadır. Akıl yerini kalbe bırakır ve kalp, din duygusunun temelindeki öğretileri bilmek, anlamak ve uygulamak adına eyleme geçmektedir. Kur’an da akıl ve kalbi birbirinin yerine kullanarak bu ikisinin birbirini tamamladığını göstermektedir.


İnsan aklî ve kalbî müşahedenin sonucunda Allah’ı ve O’nun vahyini idrak etmektedir. Ve yine bu idrakin neticesinde dünyasını şekillendirmeye başlamaktadır. Bu noktada din, duygu ve akıl birbirinden ayrılmaması gereken üç önemli nimettir. Eğer ki kul, imtihana muhatap olduğunun önemini kavrar ve bu yönde bir ilerleme kaydederse bu üç nimeti kendinde bulmuş demektir. Bu kazanımı hem dünyada hem de ahret yurdunda ona kurtuluş kapılarını aralayacak mahiyettedir.


Dünyaya hem eşref-i mahlukat hem de esfele safilîn olma potansiyeliyle gelen insan, kendisine verilmiş olan din, duygu ve akıl nimetlerinin hakkını verdiği vakit yaratılmışların en şereflisi grubunda yer alacaktır. Şayet aklını kalp merhalesine çıkaramaz ve diğer iki kavramı hissederek yaşamazsa esfele safilîn dahilinde olacaktır.


Velhâsıl,

İnsan, hissettikleriyle insandır.