Ayı Winnie ile bir gün


8) 24 saatini bir çizgi film kahramanı ile geçirecek olsan bu hangi kahraman olurdu? Onunla neler yapmak isterdin ? Maceralarını çok merak ediyorum. 




Çocukken çok fazla çizgi film seyretmezdim. Günümün çoğu sokaklarda geçerdi. İzlediğim bir iki çizgi filmden en sevdiğimse Winnie the pooh idi 🙂 Ayı winnie bana hep çok tatlı çok sempatik gelirdi. Sanırım yediği balların sırrı :)) Onunla bir gün geçirecek olsam ormanları birlikte talan etmekle geçerdi herhalde. Ağaç evleri gezmek, her birine misafir olmak isterdim. Kaplan Tigger ile gökyüzüne zıplamayı, eşekçik ile gün batımını izlemek… 

Meydan Okuma | 7



7. Hangisini tercih edersin? Gün doğumu ya da gün batımı ? 

Gecikmeli bir yedinci gün paylaşımı yaptığım için çok üzgünüm 🙁 Ödev yoğunluğum şu sıralar biraz arttı o sebepten ne yazabildim ne de sizleri okuyabildim. Telafi edebilirim umarım 🙂

Sorumuzun cevabına gelince;

Gün doğumunu da batımını da binalar arasında seyretmek çok zor oluyor benim için. Ne doğarken ne batarken yakalayabiliyorum. Ama şu sıralar bol bol yakalıyorum her ikisini de 🙂 O sebeple ben de birçoğunuz gibi ikisi arasında seçim yapamıyorum ve her ikisini de tercih ediyorum, olur dimi? 🙂

Meydan Okuma | 6

Selamlar,
Altıncı güne gelmişiz. Ne çabuk 🙂

6. Son günlerde sana ilham veren ne okudun, izledin, gördün ya da dinledin? İster listele, ister tek tek anlat. Senin yaratıcılığına kalmış.

 Hayatta ilham aldığımız bir dolu şey var. Bazen bir kitap, bazen müzik ya da doğanın bize sunduğu güzellikler. Tüm bunları görebilirsek bize ne çok şey kattıklarını da anlayabiliriz. Ama işte çoğu zaman gerçek manası ile göremiyoruz. Dilerim, görebilenlerden olabilelim 🙂 
Son zamanlarda bana ilham olan bir filme rastladım. Hichki (Hıçkırık);
Hint filmlerinin öğretici mesaj veren cinsten olanlarını çok seviyorum. Bu da onlardan biri. Turet sendromu olan bir öğretmenin hikayesinden bahsediyor. Mesleğini yapmak isteyen ve bu yolda önüne çıkan engelleri aşmak için elinden gelen her şeyi yapan bir öğretmen… Sendromu kendisinden başka herkese engel. O ise bunu kendisine asla engel olarak görmüyor ve mücadelesine büyük bir tutku ile devam ediyor. Bu bir başarı hikayesi, evet. Engel olarak gördüğümüz çoğu şeyin aslında aşılabilecek zorluklar olduğunu görebilmek lazım. Engel olarak nitelendirdiğimiz durumların, aslında yapacağımız işten bizi tamamen alıkoyamayacağını anlamamız gerekiyor. Allah’ın izniyle biz istersek aşılamayacak hiçbir engel ya da zorluk yok. Bunu bilmeli, çaba sarf etmeli ve gönül vermeli…

Meydan Okuma | 5. En son ne zaman kayboldun? Hikayesini anlatsana?

Herkese merhaba!
Bugün günlerden Ezgi! Sabah saatlerinde Zeynep’in mesajıyla haberim oldu. Çok hoşuma gitti. Burada insanlar birbirini seviyor, önemsiyor. Birbirlerine kıymet veriyorlar, dedim kendimce. Gerçekten öyle. Bu vesileyle beni bu güzel haberle neşelendiren Zeynep’e evvela teşekkür ederim.

Ve Ezgi 🙂  Bir doğum günü mesajından çok daha fazlasını hak ediyorsun fakat bu mesajların dahi insanda çok güzel izler bıraktığına çok kez şahit oldum. Bazen bir hediyenin veremediği mutluluğu gönülde yazılmış satırlar verebiliyor. Umarım yazdığımız satırlar sana güzel bir anı olarak hediyemiz olur;

Sevgili Ezgi,
Seni henüz tanıdığımda neşeni ve enerjini çok sevmiştim. Yazdıkların, etrafına saçtığın mutluluk, güzel olan her şeyi paylaşma arzun, kelimelerinle gönüllerde yer edinmen… Şahsım adına her birinin hayatımda çok kıymetli bir yere sahip olduğunu söylemek istiyorum. Zira senden çok güzel şeyler öğrendim. Buranın bana kattığı güzelliklerden birisin.
Neşen hiç solmasın, gülüşlerin daim olsun, güzellikler peşini bırakmasın. Yeni yaşın bir öncekilerden daha hayırlı olsun. İyi ki doğdun, iyi ki varsın ve iyi ki tanıdım seni.
Sevgilerimle, Ayşenur 🙂

Günün sorusuna gelecek olursak,

 5. En son ne zaman kayboldun? Hikayesini anlatsana?
Sanırım daha önce hiç kaybolmadım. Ama terk edildim, edildik daha doğrusu 🙂 Küçükken evimizin etrafında üç kız kardeş oyun oynarken ablamın birinin biz takip ettiğini anlamasıyla kendimizi çarşıda bulduk. Eve gitmek yerine neden çarşıya kaçtık hiç bilmiyorum, net hatırlayamıyor da olabilirim o kısmı. Sonra biz çarşıda bir dükkanın yanındaki boş bir alana saklandık. Olaya bak, hatırladıkça gülüyorum 🙂 Bekliyoruz. Kimseden yardım istemedik zira zaten takip eden kişiden korkmuşuz, kime güvenip de yardım edelim. Sonra ablam çareyi arka taraftaki yoldan kaçıp anne babamıza haber vermekte buldu. İyi güzel de bizi neden bırakıp gitti 🙂 
Ablam gitti eve, biz kardeşimle orada kuzular gibi bekliyoruz. Sonra annem koştur koştur ablamla gelip bizi almıştı.
Ablam bizleri koruma iç güdüsü ile hareket etmiş etmesine ama hala neden birlikte kaçmadığımızı da anlamış değilim. Sanırım ayak bağı oluruz, hızlı koşamayıp adama yakalanırız diye… Evet evet, çok mantıklı. Ya da bir dakika ablam bizden kurtulmak için mi bu senaryoyu kurguladı acep? Yok yahuu, yapmaz öyle şeyler 🙂 
Velhasıl, ben 7, kardeşim 4 ve ablam 10 yaşlarında iken böyle maceralı bir anımız olmuştu. Arada bir ablama hatırlatıp, itiraf et bizden kurtulmak için mi yapmıştın diye zorluyorum ama yok . Şansımı çok zorlamayayım iyisi mi 🙂

Evindeki nostaljik ya da antika bir objenin fotoğrafını hikayesi ile bizimle paylaşmak ister misin?

Selamlar 🙂
Bugün erkenden kalkıp taş fırın yapma işine koyulduk. Şimdi işten ufak bi kaçamak yapıp yazımı yazmaya geldim. Akşam da sizleri ziyarete geleceğim çünkü 🙂
Bugün sorusu en sevdiğimden. Zira antika eşyalara özel bir ilgim var. Kendi evim olsa heralde çoğunluğu bu eşyalar doldururdu 🙂 Annem beni evden atmasın diye de birkaç tanesiyle yetiniyorum şimdilik 🙂
Aralarından en sevdiğimi paylaşacağım bugün sizinle. Daha önceki yazılarımdan birinde paylaşmıştım kendisini, şimdi yeniden tazeleyelim ;

Bu güzel kara kız babamın halasının kıymetlisi olur. Benim için de çok çok kıymetli. Başına her oturduğumda halamı anıyorum. Bazen konuşurken soruyor, benimki iş görüyor mu diye. Hem de nasıl görmek! Çok az özelliği olsa da çok dayanıklı ve ciddi manada iş görür bir halde. Yaklaşık 60 yaşında falan. Bu kumaşı Ezgi’nin bir yazısı vardı, oradan esinlenerek aldım ve çanta yaptım. Çok kullanışlı oldu.

Bunlar da yamuklu yumuklu bardak altlıklarım ♡
Defter dahi diktim bu güzel kızla. Daha ne olsun, dimi ama? 
İşte benim kıymetli antikam bu dikiş makinesi, bendeki yeri çok başka. Birlikte güzel işler ortaya koyuyoruz, emekdarımla 🙂 

Bugün kendini hangi renk hissediyorsun?

Selamlar 🙂 

Meydan okumanın ritmine yetişemiyorum sanırım, hep son anda yazıyorum. Gündüz yoğunluğum çok oluyor, akşam dinlenirken yazmak da iyi geliyor. O sebepten böyle oluveriyor 🙂 
 Az evvel yine kekik toplamadan geldim 🙂 Biraz sırtımı dinlendirip bilgisayar başına geçtim. Kekik sonrası bir manzaram vardı ki sormayın! Renk tonları kendi aralarında ahenk oluşturmuş, görsel bir şölen hazırlamışlar adeta. Uzunca bir süre bakıp hafızama kazıdıktan sonra olmazsa olmaz fotoğrafla da ölümsüzleştirdik anı. Buyrun;

Şu renk tonlarına hayran kalmamak elde değil. Allah tefekkürümüzü artırsın dilerim. Nice güzellik için şükredebilenlerden eylesin bizleri. 
Bugün kendimi tam olarak şu gökyüzündeki renk gibi hissediyorum. Huzurlu, dingin….

Evde En Sevdiğim Köşe

    


    Selamlar! 
    İkinci günün sorusu ile devam ediyoruz 🙂 Yayınlamakta biraz geciktim. Çünkü bahçe işleri şu sıralar baya yoğun ilerliyor. Ayın eskisi yenisi ekim işlerinde önemli bir hususmuş. Biz de takip edip, elimizden geldiğince uygulamaya çalışıyoruz 🙂 Bu güzellikler de bugünden. Dağlara bayırlara çıktım. Mis gibiler, tazecik. Kekik gibi nefis bir bitkinin çalıdan yeşertiliyor olması, ahh ne güzel bir nimet!





    Gelelim sorumuzun cevabına;

2. Şu sıralar evde en sevdiğin köşen neresi? Orayı özel kılan nedir? 

    Şu sıralar başından kalkmadığım bir köşem var 🙂 Ama en sevdiğim köşem diyemeyeceğim maalesef ki. Şöyle bol ipli, yumaklı, kumaşlı bir köşeye ihtiyacım var. Ama malum öğrencilik 🙂 Ders çalıştığım minik bir masam var, katlanabilir taşınabilir. Genellikle yerde oturarak kullandığım. Bazen rahat çalışmak istediğimde yatağımın üzerine aldığım ama çoğunlukla yerde kullandığım… 
    Dedim ya en sevdiğim değil ama en çok uğradığım köşe. Bakmayın şikayet edercesine yazdığıma. Aksine seviyorum bu yoğunluk ve yorgunlukları. İlerde hatırlayacağım güzel anlar olarak kalacaklar. Minik masamı da yanımda bahçeye getireceğim hem. Güzelleştireceğim onu da. 
Hem gözüme hem de gönlüme hitap etsin dimi ama?

Merhaba! Ayşenur ben :)

  




   Buraya her gelişim uzun süreli bir gidişi de beraberinde getiriyor. Nedendir hiç bilmiyorum. Lakin ben ısrarla gelmeye devam ediyorum. Uzun süreli kaçışlar benim burayla olan bağımı tamamen koparamıyor asla. Bunu ise çok seviyorum. Her ne sebeple olursa olsun mahalleye uğrayıp nefes tazelemek… Ve yine bir meydan okuma ile dönmüş bulunmaktayım. Evvela beni bu meydan okumadan haberdar eden Cânım Zeynep‘ e çokça teşekkür ediyorum. Ve tabii en büyük teşekkür Ezgi ♡ ‘ye. Zira bizi bir araya toplaması ve mahalleyi neşelendiren etkinlikleri bizim için çok kıymetli. Emeğine, yüreğine sağlık. İyi ki varsın 🙂

  Birbirinden fiyakalı soruların ilki ile başlayalım o vakit; 


1 . Belki aramıza yeni katılanlar vardır ya da olcaktır. Önce birbirimizi tanıyalım. Karantina döneminden önce neredeydin nasıl bir yaşam şeklin vardı, şimdi neredesin ne yapıyorsun, günlerini nasıl geçiriyorsun, neler değişti hayatında bu süreçte? 


     Yeni gelen arkadaşlar için kısaca kendimi tanıtacak olursam;

Merhaba! Ayşenur ben. Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Mektuplaşmak, örgü örmek, dikmek de yapmayı sevdiğim eylemler arasında. Tüm bunların yanı sıra türkü ve enstrümantal türü eserler dinlemek keyif aldığım nadir şeylerden. Osmanlıca metinlere ilgim var, bu alanda okumalar yapmayı çok seviyorum. Son olarak buraları da çok seviyorum. 

     Karantina dönemi hususuna gelince, öncesi ve sonrası şeklinde bir ayrıma tabi tutmak güzel olmuş. Zira bu süreç hepimizde ufak da olsa bir şeyleri değiştirdi diye düşünüyorum. Zaten değiştirmemesi garip olurdu. Öyle düşünüyorum ki felaket gibi gördüğümüz birçok zorluk ve sıkıntı aslında bize bir takım güzellikleri, iyilikleri ve kolaylıkları da beraberinde sunuyor. İnşirah sûresinin de bize bildirdiği üzere:  ” Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.” (5-6)  Burada önemli olan şey, bu zorluğun neden bize isabet ettiğini anlayabilmek, bunun üzerine tefekkür edebilmek ve bu doğrultuda zorluğa sabredip arkasından gelecek olan kolaylık için çaba sarf etmek. Umuyorum zor günleri geride bırakıp neşeli, cıvıl cıvıl bir yaza kavuşuruz. 



     Bu dönem öncesinde herkes gibi sıradan yaşantımı sürdürüyordum. Okula gidiyor, ödevlerimi yapıyor, kafa dinlemek için ara sıra örüyor, ufak çaplı gezintiler yapıp fotoğraflar çekiyordum. Her zamanki şeylerdi aslında. Bu süreç sonrası değişen, belli bir düzene koyduğum birkaç şeyden bahsetmek istiyorum biraz da;



  •  Yapmayı ertelediğim şeyleri öne çektim. Dil öğrenmek gibi. Evde kaldığımız bu süreci dil öğrenerek geçirmek gerçekten keyifli oluyor.
  • Bahçeli bi evimiz var. Yazları gidip kaldığımız, ekip biçtiğimiz.. Oraya taşınma sürecini hızlandırdık.
  • Yarım bıraktığım birkaç iş vardı elimde. Onları tamamlıyorum. 
    Herkes gibi benim de en çok zorlandığım şey özlemek. Her hafta gidip gördüğüm, sımsıkı sarıldığım dedemleri özlüyorum. Arkadaşlarımı özlüyorum. Okulumu, hocalarımı… Ve sanırım herkes gibi bu süreç sonrası tüm bunların acısını çıkaracağım 🙂 İnşaAllah.


    Son olarak bu süreci zorluklarıyla değil; ürettiğim, heybeme eklediğim yeni anılarla ve beni mutlu edecek kazanımlarla hatırlamak için elimden geleni yapıyorum.

    Ve size mis gibi bir şarkı bırakıyorum. Yeniden başlamaktan korkmadığımız, cesaretimizin ve umutlarımızın başlamak için daima tazecik olduğu günler diliyorum. Var mısınız yeniden başlamaya?




Amigurumi Unicorn Nasıl Yapılır?

Siteden kaynaklı birkaç hata sebebiyle yazmış olduğum tarifler silindi. Direkt siteye yazıp kopyasını bilgisayarıma almadığım için maalesef tekrar yazmak da biraz vaktimi aldı. Şimdi ilk tarifle başlıyorum.

Broş olarak severek kullandığım unicornu dilerseniz anahtarlık olarak da kullanabilirsiniz. Haydi başlayalım 🙂

Malzemeler:

  • Kartopu (amigurumi )ip
    Beyaz
    Sarı
    Gül Kurusu
    Su Yeşili
    Lila
  • Organica olanlardan da kullanabilirsiniz.
  • 2 mm tığ
  • Boncuk elyaf
  • Broş aparatı

Kısaltmalar:

x: Sık iğne

v: artırma

e: eksiltme

Yapılışı:

Kafa

Beyaz iple başlıyoruz:

1) Sihirli halka içine 6x

2) 6v (12)

3) (1x, 1v) (Bir sık iğne bir artırma ile 18 sık iğneye ulaşıyoruz) = (18)

4) (2x, 1v)=(24)

5) (3x, 1v)= (30)

6-15) 30x

Gözleri 9. sırada 2 sık iğne arayla işliyoruz.

İpi dikmek için uzun bırakmayalı unutmayalım. Elyafla doldurup iki kenarı karşılıklı birleştirip dikiyoruz.

Kulaklar (2 adet öreceğiz)

Beyaz renk ip ile;

1) 4 zincir çekip, üçüncü zincire 3 sık iğne yapıyoruz. Sonrakine 1 sık iğne, en sondakine de 5 sık iğne yapıyoruz. Daha sonra zincirin diğer tarafına geçip sıradaki 5 deliğe tek sık iğne yaparak kulağı tamamlıyoruz.

Dikmek için ipi uzun bırakıyoruz.

Boynuz

Sarı renk ip ile;

1) Sihirli halka içine 4x

2) 1v, 3x (5)

3) 1v, 4x (6)

Bu şekilde her sıranın ilk deliğine çift sık iğne yaparak boynuzu tamamlıyoruz.

Toplamda 12 sık iğneye ulaşana kadar işlemi sürdürüyoruz.

Kafayı ortalayarak boynuzu dikiyoruz.

Çiçekler (3 adet öreceğiz)

Su Yeşili, Gül Kurusu ve Lila;

1) Çiçekler için 23 zincir çekip, geri dönüp 22 sık iğne yapıyoruz.

Daha sonra rulo şeklinde dolayıp boynuzun önüne sırayla dikiyoruz.

Yeleler (3 adet öreceğiz)

Sarı, Lila ve Gül Kurusu ile;

1) Yeleler için 21 zincir çekip 20 sık iğne yapıyoruz.

İpi dikmek için uzun bırakıyoruz.

Her birini kafanın arka tarafına dikerek sabitliyoruz.

Keyifle ve sevgiyle örün. Ördüklerinizi instagram üzerinden @sevgiyleoruldu hesabını etiketleyerek benimle paylaşırsanız sevinirim 🙂

Ellerinize sağlık ♡

Ekşi Mayalı Ekmek Nasıl Yapılır?

Ekşi mayalı ekmek serüvenimiz kardeşimle başladı. Onun bu alana olan ilgisi ve becerisi bizi kendine hayran bırakıyor. Nefis kokusu ve tadı damaklarda kalan bir lezzeti var. El lezzeti olduğu kadar yapım aşaması, hammadesi de önemli bir etken. Bu konuda özellikle ekşi mayalı ekmeğin yeri çok başka. Beyaz ekmeğin bilinen zararlarının yanı sıra şifa gibi bir ekmek, ekşi mayalı ekmek.

Biz de kardeşimle bu ekmeğin tarifini sizlerle de paylaşmak, şifasından faydalanmanıza vesile olmak istedik. Reçetenin asıl sahibi Tartine Bread kitabının yazarı Chef Chad Robertson. Çevirisi Pınar Hanım’a (pinarsdesserts) ait.

Malzemeler

  • 200 gr aktif ekşi maya
  • 750 ml içme suyu (Oda ısısında)
  • 900 gr ekmeklik beyaz un
  • 100 gr tam buğday unu
  • 20 gr deniz tuzu

Yapılışı

  • 700 gr içme suyumuzun içine 200 gr aktifleşmiş mayamızı koyuyoruz ve suyun içinde mayamızı açıyoruz.
  • Mayayı açtıktan sonra unlarımızı ekleyip yoğurmaya başlıyoruz.Önce bir kaşıkla daha sonra ellerimizle yoğuruyoruz.Ekşi mayalı ekmek yoğurmanın bir tekniği var.Bu teknik Bertinet tekniği.Hamura hava aldırarak yoğurmamızı sağlıyor.Biraz cıvık bir kıvamı olacaktır endişe etmeyin.
  • Hamur pürüzsüz olana kadar yoğurmakta fayda var.
  • Hamur pürüzsüz olduğunda 30 dk dinlenmeye alıyoruz.
  • 30 dk’nın sonunda 50 ml su ile 20 gr tuzu ekleyip tekrar yoğuruyoruz ve tekrar 30 dk dinlendiriyoruz.
  • Daha sonra ilk katlamamızı gerçekleştiryoruz.Hamurun bir tarafından tutup bir diğer tarafa katlıyoruz.Daha sonra çevirip diğer taraflara da aynı işlemi yapıyoruz.Bu katlama hamura hava almasını ve daha iyi mayalanmasını sağlayacaktır.
  • Toplam 2 saat her yarım saatte bir katlamaya devam etmeliyiz.
  • Toplam sürenin sonunda hamurumuzu un serptiğimiz tezgahımıza alıyoruz.
  • Daha sonra içe katlama yaparak yuvarlak veya baton şeklini verip mayalanmaya bırakıyoruz.
  • Mayalandıracağımız kalıbın içine bir örtü serip unlamayı unutmayalım.
  • Eğer baton kalıpta pişirecekseniz örtü sermeden un serpmeniz yeterlidir.
  • Ben soğuk fermentasyon uygulayarak mayalanmasını sağlıyorum.Balkonumuz soğuk olduğu için biz mayalanma süresini orada tamamlıyoruz.Dilerseniz buzdolabında da bekletebilirsiniz.
  • Mayalanma süresi bittiğinde ( ortama göre farklılık gösterir ) önceden ısıttığımız fırınımıza pişirmek için koyuyoruz.Biz davul fırında pişirdiğimiz için fırın derecesi veremeyeceğim.Kontrollü bir şekilde 180 derece uygun olur diye düşünüyorum.Ben tepsinin ortasına Bir kase de su koymayı ihmal etmiyorum.Siz de fırın tepsisine su koymayı unutmayın.Bizim fırınımızda 60 dakika gibi bir sürede ekmekler pişmiş oluyor.

Evinizin içini mis gibi kokularla dolduran ekmeğin tadına bakmak vakti 🙂 Afiyet şifa olsun. Anlatamadığımız eksik bir nokta varsa şayet yorum bırakabilirsiniz.

Ayrıca kardeşimin diğer tarifleri için https://beyzayilmaz.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz 🙂

Sevgilerimle, Ayşenur.