Yeniden Başlamalı

Bir şeyler üretmek istiyorum, hayatıma yenilik katmak, farklı şeyler denemek… Bu blog da benim için üretmenin, yeni anılara sahip olmanın ve deneyebileceğim yeni şeylerin kapılarını aralıyor. Tüm bunlar için ilk basamak gibi.

Sizlerle nice güzellik paylaşmak ve sizlerin anılarına dokunmak istiyorum. Ördüğüm bir broşun tarifi ile yüzünüzde tebessüm olmak, yanınızda gezmek… Tarif edilemez bir güzellik bu.

Esasen iki tarif paylaşmıştım sizlerle ancak site ile alakalı bir aksilik olduğu için silindiler. Yeniden yazmaya ve yenilerini oluşturmaya başladım.

Neydi, “Yeniden Başlamalı”

Her ne olursa olsun yılmadan yorulmadan yeniden, bir daha deneyerek başlamalı. Nereden başlayacağımızın bi önemi yok. Önemli olan başlamak. Adım atmak…

Ben de yeni bir şeyler denemek, vaktimi bereketlendirmek, güzel şeylere vesile olmak niyetiyle daha önce yapmadığım şeyler yaparak başladım bu yolculuğa. Silinen yazımda da bahsini etmiştim. Madem artık yok, şimdi yeniden bahsedeyim;

Çocuklar yararına bi workshop/atolye çalışması düzenledik. Gülüşü cennet çocuklar için ördük. Benim için çok kıymetli bir çalışmaydı. Vesile olan, yanımda olup desteğini esirgemeyen dostlarıma çokça teşekkür, nasip eden Rabbe hamd-ü senalar. Belki yeni bir yazıda yeniden uzunca bahsederim size de.

Velhasıl, yeniden başlamak nefis bir duygu. Yeni bir şeyler denemek, heybemize yeni anılar eklemek. Nefis!

Yeniden başlamalarımız hep hayr üzere olsun.

İçimize umut tohumları ekecek bir güzel şarkı;

Sevgiyle kal cânım okur.

Kaktüs Bardak Altlığı Nasıl Yapılır?

Merhabalar,

Bu kez çok tatlı bir postla geldim. Son zamanların en çok sevilen bitkisi olan kaktüs, her şeye tema olur hale geldi. Çok sevenlerden biri olarak onu bir de bardak altlığı şeklinde göreyim, göstereyim istedim. Sizin için çok kolay bir tarif hazırladım. Umarım severek ve keyifle örersiniz. Küçük bir de not; anlatamadığım yeterince açık yazmadığım bir nokta olursa şayet yorum olarak bırakın yardımcı olmaya çalışayım 🙂

Haydi başlayalım.

İhtiyacımız olan bir iki şey,

  • -Sevdiğiniz tonda bir yeşil ve çiçek için tatlı renkte ip.
  • Bir de diken görünümü kazandırmak için beyaz ip.
  • -İpinizin kalınlığına göre bir de tığ. Ben genelde 2 ve 3 numara tığ kullanıyorum.

Örgü terimleri;
X: Sık iğne
V: Artırma

Sihirli halka ile örgümüze başlıyoruz.
-6x
-6v (Her bir sık iğneye 2 batarak artırma yapıyoruz.) Toplamda 12x elde edeceğiz.
-12v = 24x
-Artırma yapmadan 24x örüyoruz.
-1x 1v = 36x
-36x
-2x 1v= 48x
-48x
-3x 1v= 60x
-60x
Standart bir bardak altlığı için ideal ölçüler bunlar. Eğer daha büyük bir bardak altlığı isterseniz aynı yöntem ve mantıkla büyütebilirsiniz.
♡ Beyaz iple üçgen olacak şekilde rastgele aralıklarla diken görünümü veriyoruz.
Çiçek için ;
7 zincir çekip birleştiriyoruz. Birleştirmeden sonra 5 zincir çekip hemen dibindeki deliğe sabitliyoruz. Yeniden 5 zincir çekip aynı şekilde dibindeki zincire sabitliyoruz.
İşte bu kadar :)

Artık sevimli bir bardak altlığınız oldu. Güzel anlarınıza eşlik etsin ♡ Güle güle kullanın. Sevgiler, Ayşenur.




Doğal Yöntemlerle Kumaş Boyama

Herkese Merhaba,

Yeni bir şeyler keşfetmek ve bunları uygulamak her zaman keyif verici olmuştur benim için. Her şeyi merak eden, üstüne bir de denemek isteyen bir fıtrata sahip olmam beni zaman zaman yorsa da bundan çokça memnunum. Zira bu sayede birçok şey denedim, yanıldım, öğrendim ve kat kat anı ekledim heybeme. Meşhurdur benim heybem, bol anılı olandan 🙂

Velhasıl, yine yeni bir şeyler denedim. Kumaş boyama…

Bir dikiş makinem var. Kara olanlardan, singer. Yaklaşık 55-60 yaşlarında. Ve ben onu çok seviyorum. Profesyonel değilim. Dikiş ve dikiş tekniklerini de bilmiyorum. Deneme yaılma yöntemiyle… Pek de iyi anlaşıyoruz kıymetlimle. İşte bu kısımdan sonrası şöyle ilerledi;

Dikiş denemelerimden artan, kullanılması beklenen birkaç kumaşı aldım elime çıktım doğaya. Bir sürü çiçek, yaprak, ot topladım. Bir de çekiç aldım elime. Topladığım güzellikleri gelişi güzel iki kumaş arasına koyup çekiçle vurarak renk geçişini sağladım. Kumaşta renkler belirmeye başladıkça heyecanım ikiye katlandı. Nasıl mutluyum ama!

Hemen kurumalarını bekledim. Birini lavanta kesesine dönüştürdüm kıymetli dikiş makinemle, diğerleri de defter olacak nasipse. İşte böyle. Üretmeyi seviyorsanız şayet, zevkle yapacağınıza eminim.

Sevgiler, Ayşenur.

BİTTİ Mİ? / MEYDAN OKUMA #28

28. Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim..


 Yazmak…
 Bu kelime üzerine birçok süslü kelime, özlü söz ya da şiirler söylenebilir. Ama benim için bu kelime, meydan okumayla birlikte çok daha farklı bir boyuta taşındı, çok güzel bir anlam ifade etmeye başladı. Zira yazmak, bana çok güzel insanlar kazandırdı. Yeni kalpler keşfettim. 
 Bilmediğim şeyler öğrendim. Sevdiğim, gitmek istediğim şehirleri gezdim. Yapmak istediğim yeni şeyler ekledim listeme, yeni kitaplar okunacak…

 Velhasıl yazmak çok şey kattı bana bu ay. Çok kıymetli şeyler. 

 Herkesin birbirini çok sevdiği, görüş ve düşüncelerini saygı, sevgi çerçevesinde okuyup yorumladığı bir etkinlik oldu. Umuyorum bu muhabbet bozulmaz, ziyaretlerimiz daim olur. Ve sevmelerimiz.

 Bu güzellikleri bize kazandıran, etkinliğe vesile olan Ezgi’ye çokça teşekkür ederim. 
Güzel Ezgi, kalbindeki neşeni bizlere de bulaştırdın. Var olasın 🙂




BİTTİ Mİ? / MEYDAN OKUMA #28

28. Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim..


 Yazmak…
 Bu kelime üzerine birçok süslü kelime, özlü söz ya da şiirler söylenebilir. Ama benim için bu kelime, meydan okumayla birlikte çok daha farklı bir boyuta taşındı, çok güzel bir anlam ifade etmeye başladı. Zira yazmak, bana çok güzel insanlar kazandırdı. Yeni kalpler keşfettim. 
 Bilmediğim şeyler öğrendim. Sevdiğim, gitmek istediğim şehirleri gezdim. Yapmak istediğim yeni şeyler ekledim listeme, yeni kitaplar okunacak…

 Velhasıl yazmak çok şey kattı bana bu ay. Çok kıymetli şeyler. 

 Herkesin birbirini çok sevdiği, görüş ve düşüncelerini saygı, sevgi çerçevesinde okuyup yorumladığı bir etkinlik oldu. Umuyorum bu muhabbet bozulmaz, ziyaretlerimiz daim olur. Ve sevmelerimiz.

 Bu güzellikleri bize kazandıran, etkinliğe vesile olan Ezgi’ye çokça teşekkür ederim. 
Güzel Ezgi, kalbindeki neşeni bizlere de bulaştırdın. Var olasın 🙂




GÜNE NASIL BAŞLARSIN? / MEYDAN OKUMA #27

27. Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın ? Var mı sihirli bir kaç önerin ?


 İnanamıyorum! Gerçekten bitti şubat. 
Ve sondan bir önceki yazımızı yazıyoruz. Bugün de modumuza kulak verdiğimiz bir yazı yazıyoruz.




 Benim enerjim düşük uyandığım günler nadirdir. Genelde derse geç kaldığım zamanlar tüm enerjimi uyku emmiş gibi hissederim. Nefret ederim uykudan. Çok kızıyorum kendime hatta. Nasıl bu kadar ağır bir uykum olabilir diye. Üzerine yoğunlaşmam gereken bir konu sanırım bu uyku meselesi. Ama gün içinde tabi ki toparlarım kendimi. Hemencecik! Yoksa o modla ders falan dinlenemez, diğmi ama?

Neyse,
 Onun dışında gün içinde enerjimi düşüren insanlarla da çok sık karşılaşıyorum ne yazık ki. Ama enerji depoladığım insanlar çoğunlukta şükür ki. Bana iyi gelen bir insanın bir mesajı bile yetiyor mesela. İçim çiçek açar. 

 Yan yana olamasak da varlığını, sevgisini ve muhabbetini hissettiğim insanları düşünmek de iyi gelir. İyi ki varlar, ne diyeyim 🙂

 Ve tabi ki şiir…
Beni gerçekten iyileştiren nadir şeylerden biridir. Özellikle Şükrü Erbaş. Onun şiirlerini çok seviyorum. Okumayı, dinlemeyi…
Buraya da en sevdiğimi ve her zaman zikrettiğimi bırakıyorum;


Keyifle dinleyiniz efenim, modunuz, enerjiniz daima yüksek olsun 🙂

GÜNE NASIL BAŞLARSIN? / MEYDAN OKUMA #27

27. Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın ? Var mı sihirli bir kaç önerin ?

 İnanamıyorum! Gerçekten bitti şubat. 
Ve sondan bir önceki yazımızı yazıyoruz. Bugün de modumuza kulak verdiğimiz bir yazı yazıyoruz.



 Benim enerjim düşük uyandığım günler nadirdir. Genelde derse geç kaldığım zamanlar tüm enerjimi uyku emmiş gibi hissederim. Nefret ederim uykudan. Çok kızıyorum kendime hatta. Nasıl bu kadar ağır bir uykum olabilir diye. Üzerine yoğunlaşmam gereken bir konu sanırım bu uyku meselesi. Ama gün içinde tabi ki toparlarım kendimi. Hemencecik! Yoksa o modla ders falan dinlenemez, diğmi ama?

Neyse,
 Onun dışında gün içinde enerjimi düşüren insanlarla da çok sık karşılaşıyorum ne yazık ki. Ama enerji depoladığım insanlar çoğunlukta şükür ki. Bana iyi gelen bir insanın bir mesajı bile yetiyor mesela. İçim çiçek açar. 

 Yan yana olamasak da varlığını, sevgisini ve muhabbetini hissettiğim insanları düşünmek de iyi gelir. İyi ki varlar, ne diyeyim 🙂

 Ve tabi ki şiir…
Beni gerçekten iyileştiren nadir şeylerden biridir. Özellikle Şükrü Erbaş. Onun şiirlerini çok seviyorum. Okumayı, dinlemeyi…
Buraya da en sevdiğimi ve her zaman zikrettiğimi bırakıyorum;


Keyifle dinleyiniz efenim, modunuz, enerjiniz daima yüksek olsun 🙂

İHTİYAÇLAR / MEYDAN OKUMA #26

26. Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var ? 







  Yazıma başlamadan önce günlük mahalle gezintimi yaptım blogda. Bu günün yazısını yazanlar azınlıkta ama okuduğum kadarıyla da çoğumuz maddiyatı yalnızca ihtiyacımız olan kadar istiyoruz. Bu çok güzel bir şey. Çok kıymetli bir değer. Maddeye ihtiyaca binaen başvurmak… 


Ben öyle düşünüyorum ki;
  Maddeye-maddiyata ne kadar az (ya da gereği kadar önem verirsek)başvurursak, maneviyatımız ters orantıda artacak, ve manevi açlığımız doyum noktasına ulaşacaktır.

 Bizi manevi ihtiyaca sürükleyenin, maddiyata verilen önem olduğunu düşünüyorum. Genelleme yapmak istemiyorum. Yanlış olur çünkü , biliyorum. Ama baktığımda parası çok olan birinin sevgiden yoksun olduğunu görebiliyorum çoğu zaman. Ya da paranın onu mutlu etmediğini. Ailesi ile arasındaki bağın zayıf olduğunu, onlara kıymet vermediğini…
 Dediğim gibi, altını tekrar çiziyorum; bu bir genelleme değil. Tersi de olabilir, vardır da hatta. Belki de bunun temelinde maddiyata verilen önem değil de insan vardır. İnsan sağlam bir akideye (inanca) sahipse eğer bu zenginliği en güzel şekilde değerlendirebilir pek tabii. Değilse de içinde kaybolup gider.

 Fakir birini düşündüğümüzde de böyledir bu. Çok mutsuzdur, ulaşamadığı ya da sahip olamadığı şeyler için üzgündür. Bunun için birilerine kızgın ve öfkeli. Hatta nefret dolu…
 Demek ki her iki değerin içini dolduracak, ona anlam kazandıracak olan en önemli unsur insanmış. İnsan ve onun inancı…

 Allah kimseyi boş yere zengin ya da fakir eylememiştir. Bunun bir imtihan olduğunu unutmamamız gerek. Bu bilinç ve inançla içinde bulunduğumuz durumdan en güzeline çıkabilmek için sabır ve dua ile Allah’a güvenmeli, yalnızca O’ndan istemeliyiz. Her şeyin en güzelini, en hayırlısını, razı olunanını…

 Rabbim kimsecikleri zor durumda bırakmasın. İmtihanlarımızı kolay eylesin. 


 Buyuruyor ya ayette (BAKARA SURESİ 286. AYET); 

“Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. “
Ve devamında bir dua;

“Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri üzerimize yükleme! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!”
(Amin)

Ben nasıl oldu da buralara daldım, bilemedim. 

Ben yalnızca şunu söylemek istiyorum, ihtiyaçlarım için;

Rabbim! Maddi ve manevi ihtiyaçlarıma hakkıyla karşılık verecek olan yalnızca Sensin. Benim her ikisine de olan ihtiyaç ve arzularımı hayırlısıyla vakti geldiğinde bana nasip et. (Amin) 








Sevgiler, Ayşenur.

İHTİYAÇLAR / MEYDAN OKUMA #26

26. Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var ? 





  Yazıma başlamadan önce günlük mahalle gezintimi yaptım blogda. Bu günün yazısını yazanlar azınlıkta ama okuduğum kadarıyla da çoğumuz maddiyatı yalnızca ihtiyacımız olan kadar istiyoruz. Bu çok güzel bir şey. Çok kıymetli bir değer. Maddeye ihtiyaca binaen başvurmak… 

Ben öyle düşünüyorum ki;
  Maddeye-maddiyata ne kadar az (ya da gereği kadar önem verirsek)başvurursak, maneviyatımız ters orantıda artacak, ve manevi açlığımız doyum noktasına ulaşacaktır.

 Bizi manevi ihtiyaca sürükleyenin, maddiyata verilen önem olduğunu düşünüyorum. Genelleme yapmak istemiyorum. Yanlış olur çünkü , biliyorum. Ama baktığımda parası çok olan birinin sevgiden yoksun olduğunu görebiliyorum çoğu zaman. Ya da paranın onu mutlu etmediğini. Ailesi ile arasındaki bağın zayıf olduğunu, onlara kıymet vermediğini…
 Dediğim gibi, altını tekrar çiziyorum; bu bir genelleme değil. Tersi de olabilir, vardır da hatta. Belki de bunun temelinde maddiyata verilen önem değil de insan vardır. İnsan sağlam bir akideye (inanca) sahipse eğer bu zenginliği en güzel şekilde değerlendirebilir pek tabii. Değilse de içinde kaybolup gider.

 Fakir birini düşündüğümüzde de böyledir bu. Çok mutsuzdur, ulaşamadığı ya da sahip olamadığı şeyler için üzgündür. Bunun için birilerine kızgın ve öfkeli. Hatta nefret dolu…
 Demek ki her iki değerin içini dolduracak, ona anlam kazandıracak olan en önemli unsur insanmış. İnsan ve onun inancı…

 Allah kimseyi boş yere zengin ya da fakir eylememiştir. Bunun bir imtihan olduğunu unutmamamız gerek. Bu bilinç ve inançla içinde bulunduğumuz durumdan en güzeline çıkabilmek için sabır ve dua ile Allah’a güvenmeli, yalnızca O’ndan istemeliyiz. Her şeyin en güzelini, en hayırlısını, razı olunanını…

 Rabbim kimsecikleri zor durumda bırakmasın. İmtihanlarımızı kolay eylesin. 


 Buyuruyor ya ayette (BAKARA SURESİ 286. AYET); 

“Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. “
Ve devamında bir dua;

“Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri üzerimize yükleme! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!”
(Amin)

Ben nasıl oldu da buralara daldım, bilemedim. 

Ben yalnızca şunu söylemek istiyorum, ihtiyaçlarım için;

Rabbim! Maddi ve manevi ihtiyaçlarıma hakkıyla karşılık verecek olan yalnızca Sensin. Benim her ikisine de olan ihtiyaç ve arzularımı hayırlısıyla vakti geldiğinde bana nasip et. (Amin) 





Sevgiler, Ayşenur.

Her Şeyi Severim / Meydan Okuma #25

Merhabaa!
Şubat meydan okumayla ne de çabuk ve eğlenceli geçti 🙂 Kaldı 3 gün, biteceği için biraz buruk hissediyorum, her gün yazabildiğim için de mutlu… 





25. Alfabe oyunu gibi düşün. A-Z ye sevdiğim şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela ? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.


Çok eğlenceli bir yazı hazırlıyoruz bugün. Haydi başlayalım;

A- Ailem
B- Bisiklet
C- Canon Ae1
Ç- Çilek
D- Deniz (yüzme bilmesem bile). Defter. Daktilo. Dikiş Makinesi.
E- Elma.
F- Fotoğraf çekmek. 
G- Güneş. Güneşli günler sevilmez mi.
H- Hamsi.
I- Ihlamur. En çok da kokusu!
İ- İncir. 
J- Japonya. Gezmeyi çok istiyorum. 
K- Kekik. Kedi. Kuş
L- Lavanta.
M- Mektup.
N- Ney. Birkaç parçayı yarım yamalak üfleyebilmek bile mutlu ediyor.
O- Orman.
Ö- Örgü.
P- Plak. Papatya
R- Reçel. Evde her türlüsü yapılır. 
S- Seramik. Çok istiyorum, inşaAllah bir gün nasip olur da bu güzel sanatla tanışabilirim.
Ş- Şiir. 
T- Tezhip.
U- Uçurtma. Hem seyretmeyi hem de ipleri elimde hissetmeyi…
Ü- Üretmek
V- Vosvos.
Y- Yoğurt.
Z- Zencefil. Ballı limonlu hemde.

Çok eğlendim yahu! Severek hemencecik yazdığım bir yazı oldu 🙂
Sizin listelerinizi de muhakkak ziyaret edeceğim inşaAllah, merak ediyorum 🙂